Koronavirüs Salgını ile İlgili Bilgilendirme Duyurusu

Büyük çoğunlukla düzenli olarak spor yapan kişilerden oluşan ve yaş ortalaması düşük olan slackline topluluğunun genel olarak genç ve sağlıklı olduğunu söyleyebiliriz. Bu durumda bazılarımızın Peki, ölüm oranı özellikle genç ve sağlıklı bireyler için çok düşük olan bu salgın süresince neden parklarda slackline yapmak için buluşmaya ara verelim ki? sorusunun cevabına Slackline Derneği olarak bu bilgilendirme duyurusu yardımıyla bir açıklık getirmek ve sosyal mesafe uygulaması süresince evde kalan siz değerli slacklineseverlere yazımızın sonunda minik bir hediye vermek isteriz.

Öncelikle “Neden zorunlu bir sebep olmadıkça evde kalmalıyım?” ve “Neden bu güzel havalarda parklara, dağlara, bayırlara gidip arkadaşlarımla birlikte slackline yapmayayım ki?” sorularına cevap niteliğinde olabilecek birkaç bilgi ile başlayalım. Her şeyden önce, koronavirüs sebepli hastalıkların ölüm oranının düşük yüzdelerde kalabilmesi, virüsün yayılma hızı ve hasta olan kişilerin sağlık hizmetlerine sorunsuz olarak ulaşabilme imkanı ile doğrudan alakalı. Eğer koronavirüs salgını çok hızlı bir şekilde ve katlanarak yayılmaya devam ederse, kısıtlı olan hastane kapasiteleri ve sağlık hizmetleri hasta olan kişilerin ihtiyacını karşılayamayacak. Bu durum, gerekli tedaviyi aldığı takdirde iyileşme şansı olan kişilerin kısıtlı imkanlar nedeniyle hayatlarını kaybetmelerine yol açabilir. Öte yandan, virüsün çok hızlı bir şekilde yayılması, virüse karşı geliştirilmekte olan ilaç, tedavi ve aşı çalışmalarının sonuçları alınana kadar çok daha fazla kişinin hastalanması ve hayatını kaybetmesi anlamına geliyor. Bu nedenle, toplumu oluşturan bireyler olarak bu virüs salgınına karşı yapabileceğimiz en iyi şey, virüsün yayılma hızını düşürmek için elimizden gelen çabayı göstermek.

Bireysel Yapılabilen Bir Spor Olarak Slackline ve Virüsün Yayılması

 

Slackline, bireysel olarak da yapılabilen bir spor olarak düşünüldüğünde diğer takım sporlarına ya da bir partner eşliğinde yapılan sporlara kıyasla belki ilk etapta virüs bulaştırma açısından en riskli aktivitelerin arasında görünmeyebilir. Fakat, bir parka gidip tek başımıza slackline yapmak için evden çıktığımızda bile, oraya gidene kadar birçok farklı insanın yanından geçtiğimizi ve kendimize ya da bir başkasına virüs bulaştırma riskini evde kalmaya kıyasla ciddi ölçüde artırdığımızı unutmayalım. Ben hiç kimseye temas etmem. Zaten parklar da bomboş, kendi kendime sporumu yapıp hemen geri geleceğim. diye düşünüyorsanız, sokakların ve parkların normal zamanlara kıyasla daha boş olmasının sebebinin insanların sorumluluk alarak evde kalması olduğunu da unutmamak gerekiyor. Eğer herkes Bir tek benim dışarıya çıkmamdan ne olacak ki? diye düşünerek parklara, bahçelere, kamusal alanlara spor yapmaya, piknik yapmaya ya da “şöyle bir hava almaya” çıkarsa, bu alanların boş kalmayacağını ve virüsün yayılma hızını artırarak çok daha fazla kişinin hasta olmasına ya da hayatını kaybetmesine yol açacağını unutmayalım.

Virüsün yayılma hızını düşürmek için ne yapmalıyız?

Bu sorunun cevabını daha iyi verebilmek adına bir çalışma (Why outbreaks like coronavirus spread exponentially, and how to "flatten the curve") hazırlayan Washington Post gazetesi, bu çalışma kapsamında çok çarpıcı simülasyonlar paylaştı. Slackline Derneği olarak biz de bu çalışmanın bulgularını Türkçe’ye çevirmek ve simülasyon görsellerini sizlerle paylaşarak neden bu süreçte evde kalmamız gerektiğini, slackline ya da herhangi başka bir aktivite için dışarıya çıkmamamız gerektiğini daha net bir şekilde anlatmak isteriz. 

 

Washington Post gazetesindeki çalışmada virüsün nasıl yayıldığını göstermek adına sadece 200 kişiden oluşan bir kasaba ve “simülitis” adı verilen, kişilerin birbirine temas etmesi halinde birbirlerine bulaştırdıkları hayali bir hastalık modellenmiş. Bu basitleştirilmiş senaryo, elbette koronavirüs salgınının nasıl yayıldığını birebir açıklayan ve tüm özellikleri ile aynı olan bir simülasyon değil. Zira bu simülasyona göre “simülitis” yüzünden hasta olduktan sonra iyileşen bir kişinin tamamen bağışıklık kazanacağı ve yeniden aynı hastalığa yakalanmayacağı, bu sayede de başka insanlara yeniden bulaştırmayacağı varsayılmış. Gerçek hayatta da bu varsayım büyük çoğunlukla doğru olsa da, Japonya’da iyileştiği açıklanan bir koronavirüs hastasının bir ay sonra yeniden pozitif çıkan koronavirüs test sonuçları, gerçek hayatta bu konuda da bazı istisnaların olabileceğini bizlere göstermiş oldu. (Koronavirüs salgını: Bir kişi, virüse iki kez yakalanabilir mi?) Aynı zamanda gerçek hayattaki koronavirüs salgınından farklı olarak, bu simülasyonda insanları temsil eden noktaların hiçbirinin hasta olduktan sonra ortadan kaybolmadığını, yani tüm noktaların belli bir zaman sonra iyileştiğini ve “simülitis” hastalığının ölüm oranının sıfır olduğunu da hatırlatmak isteriz. Gerçekte ise bu yazımızı hazırladığımız an itibariyle aşağıdaki grafikte de görülebileceği üzere yaklaşık 16.000 kişi koronavirüs sebebiyle hayatını kaybetmiş durumda. (Resmi olarak açıklanan güncel rakamlar için tıklayınız)

Dört farklı senaryo hazırlanarak virüsün yayılma hızı ve etkilerinin incelendiği bu çalışmada 200 kişilik hayali kasabanın içerisindeki her nokta bir insanı temsil ediyor. Gri renkteki noktalar sağlıklı insanları, kahverengi renkteki noktalar “simülitis” sebebiyle hasta olan insanları, mor renkteki noktalar ise hastalık kaptıktan sonra iyileşen insanları temsil ediyor. Kasabanın içerisindeki insanların sağlık durumlarının zaman içerisindeki değişimini gösteren grafikler ise, hastalığa yakalanan kişi sayısını gösteren eğrinin mümkün olduğunca düz ve stabil tutulmasının önemini bir kez daha vurguluyor.


200 kişilik bu hayali kasabadaki bütün insanların serbestçe dolaştığı birinci senaryoda, yalnızca bir hasta ile başlayan “simülitis” salgını, kahverengi renkli hasta insanların sayısını gösteren eğriden de anlaşılacağı üzere çok hızlı bir şekilde yayılıyor. Ardından hastaların iyileşmeye başlaması ile bu kahverengi eğrinin yükselişi önce yavaşlıyor, ardından da azalışa geçiyor. Fakat unutmamak gerekir ki, bu kasaba yalnızca 200 kişiden oluşmakta. Gerçek hayatta milyonlarca insanın yaşadığı bir ülkede, hastalanan insan sayısını gösteren bu eğrinin yükselişi çok daha dik bir şekilde ve milyonlarca insanı hasta edebilecek kadar uzun bir süre geçtikten sonra yavaşlama ve azalma evresine geçecektir.

Bu yüzden söz konusu durum koronavirüs gibi gerçek bir salgın olduğunda, ülke genelindeki insan sayısının büyük çoğunluğu hastalanmadan önce virüsün yayılma hızını yavaşlatmak en doğru hareket olacaktır. Şimdi yeniden kurmaca salgınımız olan “simülitis”in yayılma hızını azaltmak adına başka bir simülasyon senaryosu deneyelim. Bu ikinci senaryomuzda tıpkı koronavirüs salgınının başlangıç noktası olan Hubei eyaletinde Çin Hükümeti’nin uyguladığı gibi virüsün ilk görüldüğü bölgede kısmi “zorunlu karantina” uygulaması gerçekleştirelim.

Bu senaryoda, sağlık uzmanlarının da öngördüğü üzere toplumun sağlıklı kesimini salgının görüldüğü bölgedeki hasta insanların olduğu topluluktan tamamen ayırmanın mümkün olmadığını görebiliyoruz. Bu tarz karantina uygulamaları iş, üretim/tüketim, tedarik, lojistik vb. sebeplerden ya da toplum içerisinde karantinaya uymayan kişilerin oluşturduğu sızıntılardan dolayı hiçbir zaman tam anlamıyla etkili olmamakta. 

 

Neyse ki virüs salgınının hızını yavaşlatmak için karantina dışında başka yöntemler de mevcut. Bunların başında şu anda başka birçok ülkede olduğu gibi Türkiye’de de hükümet, sağlık yetkilileri ve uzmanların da hepimizden talep ettiği üzere zorunlu bir sebep olmadıkça evlerimizde kalma ve “sosyal mesafe” yöntemi geliyor. Eğer insanlar kamusal alanlardaki hareketliliklerini en aza indirirse ve birbirleri ile asgari seviyede etkileşime girerse, virüsün yayılma ihtimali de düşüyor. Toplumdaki herkesin bireysel olarak sorumluluk sahibi bir şekilde davranması, salgının hızını azaltmaya yardımcı olarak bu krizin en az kayıpla atlatılmasını sağlıyor.

 

Elbette toplum içerisinde işleri veya başka zorunlu sebeplerden dolayı dışarıya çıkmak zorunda kalan ya da tamamen sorumsuz bir şekilde davranarak zorunlu sebepleri olmadığı halde bu uyarıları dikkate almayarak dışarıya çıkmaya devam eden bireylerin olması söz konusu. Bu kişiler çok büyük ihtimalle virüs sebepli hasta olmakla kalmayıp bunun yanında çevresindeki kişilere de virüsü taşıyan kişiler haline geliyorlar.

 

Şimdi yeniden bu gerçekleri daha iyi anlayabilmemiz için hazırlanmış olan “simülitis” salgını simülasyonuna ve 200 kişilik kasabamıza geri dönelim. Üçüncü simülasyonumuzda, toplumun dörtte birinin, yani 50 kişinin hareket etmeye devam ettiği, 150 kişinin ise evlerinden çıkmayarak “sosyal mesafe” yöntemini uyguladığı senaryoyu inceleyelim.

Görüldüğü üzere sosyal mesafe yöntemi salgının hızını yavaşlatmak ve süre içerisinde hastalığa yakalanan kişi sayısını azaltmak için son derece etkili bir yöntemdir. Sosyal mesafe uygulamasının etkisini daha net görebilmek için son olarak bu uygulamanın daha katı bir şekilde uygulandığı dördüncü senaryoyu inceleyelim. Bu senaryoda üçüncü senaryodan farklı olarak her sekiz kişiden yalnızca birisinin, yani 200 kişilik hayali kasabamızda yalnızca 25 kişinin hareket ettiği, 175 kişinin ise evlerinde kaldığı simülasyon ise bu şekilde gerçekleşmekte. 

Yukarıda göstermiş olduğumuz bu dört farklı senaryo görseli (herkesin serbestçe dolaşması, bölgesel karantina girişimi, orta derece/ılımlı sosyal mesafe uygulaması ve kapsamlı/yoğun sosyal mesafe uygulaması) rastlantısal ihtimallerin yalnızca birini göstermekte. Eğer makalenin orijinalinin yayınlandığı Washington Post gazetesinin kendi sitesine girip oradaki simülasyonları yeniden oynatırsanız, her seferinde rastgele dizilimler ve rastgele yönlere giden noktacıklar olacağı için her oynatışınızda farklı sonuçlar alabilirsiniz. Fakat buna rağmen neredeyse tüm denemelerde ılımlı sosyal mesafe uygulamasının hastalığın yayılmasını önlemek için bölgesel karantina girişimi senaryosundan daha üstün geldiğini görmek mümkün. Aşağıdaki görselde bu senaryoların sonuçlarının karşılaştırıldığı grafikleri inceleyebilirsiniz.

Neden Evde Kalmalıyım?

Sonuç olarak, elbette “simülitis” salgını simülasyonu koronavirüs salgınını birebir karşılığı değil. Bu simülasyon bazı gerçekleri kavrayabilmemiz adına son derece basitleştirilmiş senaryolardan oluşmakta. Gerçek hayattaki koronavirüs salgını, içerisinde 200 noktacığın dolaştığı kısıtlı bir alanda değil, yaşadığımız sokaklarda, işyerlerimizde, şehirlerimizde, ülkelerimizde yayılıyor ve binlerce insanın hayatını kaybetmesine yol açıyor. Bu simülasyonların yapılma amacı, tıpkı bir dikdörtgen içerisinde hareket eden tek bir noktacığın dalgalanma etkisi ile ona çok uzakta olan ya da doğrudan temas bile etmediği diğer noktaları etkilediği gibi, bizim hareketlerimizin de ne sonuçlar doğurabileceğini göstermek. Eğer bizler tüm uyarılara rağmen sorumsuzca davranıp zorunlu olmadığı halde evlerimizden dışarıya çıkar ve hareket etmeye devam edersek, belki risk grubunda olmasak ve kendimizi çok sağlıklı hissetsek bile farkında olmadan yakınlarımızın, sevdiklerimizin ya da hiç tanımadığımız insanların bile hayatlarını tehlikeye atabiliriz. Bu yüzden lütfen gerçekten zorunlu bir durum olmadıkça evlerimizden çıkmayalım, evden dışarı çıkmak zorunda kaldığımız durumlarda da kalabalık ortamlarda bulunmaktan ve diğer insanlar ile yakın temas kurmaktan kaçınarak en kısa sürede evimize geri dönelim.
 

Gelelim Evde Kalan Slacklineseverler İçin Hazırladığımız Küçük Hediyemize

Bu uzun bilgilendirme yazısını sonuna kadar okumuş olan ve sorumluluk alarak sosyal mesafe uygulamasını ciddiye alan kişilere teşekkür etmek için yazımızın sonuna bir de liste ekliyoruz. Arkadaşlarımıza, parklara ve etkinliklere bir süre hasret kalacağımız bu dönem içerisinde evde izlemeniz için sizlere slackline ile ilgili birkaç eğlenceli ve ilham verici kısa film ve video listesi hazırladık.

İyi seyirler! 

Türkiye Highline Karnavalı (Turkish Highline Carnival - THC) Videoları

Bu seride THC 2017, THC 2018 ve THC 2019 olmak üzere son 3 yılın videolarını bulabilirsiniz. 2017 yılının videosunu çeken ve hazırlayan, aynı zamanda Slackline Derneği yönetim kurulu üyesi sporcumuz Bulut Şahin, 22-29 Şubat 2020 tarihleri arasında gerçekleştirdiğimiz 8. THC etkinliğinin de video düzenlemelerine başladı. En yakın zamanda yeni videoyu sizlerle buluşturmak için yoğun bir şekilde çalışıyor. THC 2020 videsu hazır olduğunda yeni videomuzu da bu listeye ekleyeceğiz. Takipte kalınız! :)

Uçan Fransızlar!​

 

Bu video serisinde, farklı spor disiplinlerini bir arada yaptıkları projelerle öne çıkan ve Fransa'da özellikle highline branşının gelişiminde öncü sayılabilecek bir ekip olan "Flying Frenchies"in, başarılı yönetmen Sébastien Montaz-Rosset tarafından çekilmiş çılgın ve bir o kadar eğlenceli videolarını bulabilirsiniz. Koronavirüs salgını sebebiyle evden dışarıya çıkmayan sporculara güzel bir hediye vermek isteyen yönetmen, slackline, tırmanış, base jump ve jonglörlük gibi birçok farklı disiplini harmanlayarak ortaya son derece eğlenceli bir iş çıkardıkları "Surf the Line" isimli projelerinin 52 dakikalık videosunu ücretsiz olarak gösterime açtı. Bize de sizlerle bu güzel videoları paylaşmak kaldı. 

Smiley Videography ile Malatya'dan İsviçre Alplerine Yolculuk​

 

Bu video serisinde, Malatya Levent Vadisinde Slackline Türkiye ve Slacktivity (İsviçre) ekibi olarak birlikte gerçekleştirdiğimiz "Dünyanın en uzun highline hattı rekoru" projesinin videosu ile başlayarak İsviçre Alplerine uzanan bir yolculuğa çıkıyoruz. İkinci videoda, İsviçre'nin Flims kasabasında buzul gölü üzerine kurulan muhteşem waterline hatlarını, üçüncü videoda ise yine İsviçre'nin Moleson zirvesinde gerçekleştirilen "Highline Extreme" yarışmasını eğlenceli bir kurgu ile izleyebilirsiniz. Bu videolarda ortak olan şey ise, üç videonun da Smiley Videography tarafından hazırlanması ve üç organizasyonda da Slackline Türkiye sporcularının yer alması.

Trickline Çılgınlığı

 

Son video serimizi ise trickline için hazırladık. İstanbul'un sokaklarında başlayan trickline serüveni daha sonrasında bizleri önce Estonya ormanlarına götürüyor. Üçüncü video ise yine son derece başarılı bir çekim ve düzenleme ile slackline ve klasik müziğin birleşiminden doğan estetiği sunuyor.

Evde Slackline Yapmak Mı?

Son videomuz ise, ne yazık ki 6.000 kişinin üzerinde hayatını kaybeden kişi sayısı ile koronavirüs salgınının başladığı ülke olan Çin'i bile geride bırakan İtalya'dan. Uzun süredir evlerinden çıkmayan İtalyan slackline sporcusu arkadaşlarımızdan uzun karantina günlerinde biraz olsun moral bulmak için yaptıkları eğlenceli bir slackline videosu geliyor son olarak.

Her ne kadar videonun içerisindeki bazı slackline kurulumlarını güvenlik açısından tasvip etmesek de, yaratıcılıkları ve pozitif enerjilerinden dolayı tüm İtalyan arkadaşlarımızı tebrik ediyoruz. 

Tekrar hepinize iyi seyirler.

Evde kalın! Sağlıklı kalın! Bir de tabii ki "Dengede kalın!".

 

En kısa zamanda ve sağlıklı günlerde yeniden görüşmek dileğiyle.

Sevgiler.

  • Black Facebook Icon
  • Black Instagram Icon
  • Black YouTube Icon

© 2018 by Slackline Derneği